Ana içeriğe atla

KUTLUKHAN KUTLU RÖPORTAJI

KUTLUKHAN KUTLU RÖPORTAJI

Birçoğumuz Harry Potter kitaplarını okumuş veya filmelirini izlemişizdir.Harry Potter kitaplarının çevirmeni KUTLUKHAN KUTLU ile kısa tatlı bir söyleşi yaptık…

Öncelikle röportajı kabul ettiğiniz için teşekkür edrim.

Rica ederim

kutlukhan kutlu kimdir?

Başka türlüsü fazla etraflı, karışık ve muhtemelen tuhaf duracağından, yaptığım işlerden bahsederek cevap vereyim: 

Kısaca çevirmen ve sinema yazarı olarak tanıtabilirim sanırım kendimi ("Sinema yazarı" aslında çoğunun "film eleştirmeni" dediği şey ama sadece eleştiri yazıları yazmadığımızdan sinemaya dair yazı yazan çoğu kişi daha kullanışlı olan bu tanımı kullanıyor). Çevirmen olarak çoğunlukla romanlar (Harry Potter serisi, Ex Libris, Gölün Kıyısında, vb.), klasik eserlerin çizgi roman uyarlamaları (mesela Dr. Jekyll ve Mr. Hyde), bir de çeşitli konularda kurgu olmayan kitaplar (mesela Dünya Dün ve Bugün, 6 Derece, Zaman ya da Hayali Yerler Sözlüğü) çevirmişliğim var. 
Sinema yazarlığı ise 19 yaşımdan beri, yani 1991'den bu yana devam ediyor. Çeşitli gazetelerde (mesela Radikal, Taraf, Yeni Binyıl, Akşam) ve dergilerde (mesela Nokta, Sinema, Sinerama, Total Film, cnbc-e Film) yazdım. Sanırım en çok Sinema dergisine yazdım, özellikle de uzun araştırma ve inceleme yazıları. Günümüzün Klasikleri ve Sinemayı Değiştiren Modern Klasikler isimli iki uzun soluklu seri de dahil bunlara. 
Sinema dışında konularda da yazdım - sinemadan sonra en çok da edebiyat konusunda. Zaten eğitimim de edebiyat alanında: İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümü mezunuyum. 

çevirmenliğe nasıl başladınız?

Üniversite hayatımın hemen başında çalışmaya da başlamam gerekti. Bir taraftan Nokta dergisinde çalışmaya başladım, bir taraftan da ek gelir olarak tek tük çeviri işleri yapıyordum. Fakat bu konudaki ilk sistemli ve önemli tecrübelerimi İstanbul Film Festivali'ne altyazı çevirileri yaparak edindiğimi söyleyebilirim. Özellikle çeviride konuşma dilini oturtmak ve renk yakalayabilmeyi öğrenmek açısından çok faydalı oldu benim için. Sonra buna ek olarak bazı yazılı işler de çevirdim ama Harry Potter'a kadar roman çevirisi yapmadım. 

ilk çevirdiğiniz kitap hangisidir?

Şu anda adını hatırlamadığım bir spor ansiklopedisi olacak. 90'ların başındaydı. Ortak çeviriydi ama, sadece bana ait değildi. Spor demişken, lisede okuduğum dönemde basketbol antrenörü olan babam için parça parça "çevirdiğim" basketbol kitabını ise hiç saymıyorum tabii!

kariyerindeki en önemli kitap hangisidir?

Her çevirinin bana getirdikleri açısından şöyle kabaca bir bakınca, Harry Potter serisi demem gerekiyor. Genel olarak çeviri konusunda bana çok şey katmasına ilaveten elbette kitlelere ulaşan bir çeviri olmasıyla da çevirmenlik kariyerimde önemli yere sahip bir kitap. 

çevirirken en çok zorlandığı kitap hangisidir?

Farklı kitapların farklı zorlayıcı tarafları var. Harry Potter salt yaratıcılık açısından en zorlu çeviriydi. En çok kondisyon ve çalışma isteyeni, en tüketici olanı ve bittiğinde en "ağır iş" yapmış hissi vereni ise çevirisi birkaç sene süren Hayali Yerler Sözlüğü olmalı. Ama dediğim gibi, farklı çeviriler farklı zorluklar sunabiliyor: Ex Libris adlı roman için epeyce bir süre 17. yüzyıl Avrupa tarihiyle yatıp kalkmıştım, mesela birkaç gün boyunca dönemin Londra'sından mahkeme tutanaklarını okumak gibi şeyler gerekmişti. 

en sevdiğiniz kitap türü nedri?

Bunun cevabını İngiliz edebiyatı klasikleri ile modern fantastik kurgu (fantezi, bilimkurgu, korku) arasında pay edeyim. 

çevirdiğiniz kitaplar arasında Harry potter'da yer alıyor.Harry potter'ın yazarı JK Rowling hakkında ne düşünüyrsunuz?

Bir yazar olarak Harry Potter'da gösterdiği yazarlık performansını takdir ediyorum. Kıvrak bir zekası, hoş bir mizahı ve epey farklı kaynaklardan beslenen bir fantazya dünyası var. Akılda kalıcı, okuyana gerçek gibi gelen karakterler yaratabiliyor. Ayrıca popüler türler yazmaya uygun, sıcak ve sürükleyici bir dile sahip. Bence fantastik türler dışında polisiye gibi türlerde de başarılı olabilir. 

bugünlere nasıl geldiniz?

Sanırım bunun tek cevabı olabilir: Yapmayı sevdiğim şeyleri yaparak. Eskiden beri okumayı, izlemeyi ve yazmayı sevmişimdir. 

yazmayı düşündüğünüz bir kitap var mı?

Roman ya da öykü kitabı gibi kurmaca türü bir şeyden söz ediyorsanız, şu anda öyle bir proje yok. Öte yandan kurmaca olmayan birkaç kitap projem var, özellikle de sinemayla ve edebiyatla ilgili. 

neden çevirmenlik?

Dürüst olmam gerekirse on dokuz - yirmi yaşında çeviri yapmaya çevirmen olmak istediğim için başlamadım. Yaptığım işin (dergiciliğin) bir parçasıydı zaten, ek işler ise maddi açıdan makul bir destek oluşturuyordu. Fakat dile küçüklüğümden beri meraklıyımdır ve özellikle film altyazıları çevirmeye başladığımda işin kendisinden de epey keyif aldığımı fark ettim. Bir de tabii eğitimim de kısmen bu konudaydı: Ne de olsa çevirinin kendisi ve kuramları İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde önemli bir yer tutuyor. 

Fakat okul bittikten ve film altyazıları geride bırakıldıktan sonra beni çeviriye döndüren ve roman çevirmenliğine adım attıran faktör, Harry Potter serüveninden aldığım keyif oldu. Özellikle de işin orijinali karşılayacak bir dil inşa etme ve yaratıcılık tarafı. Bir roman çevirisini bitirdiğimde ortaya çıkan işten ciddi bir manevi tatmin duyuyorum. 

sosyal bilimler lisesi hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Açıkçası kendimi bu konuda yorum yapabilecek kadar bilgi sahibi görmüyorum. Fen lisesi diye bir şey olduğuna göre, bunun sosyal bilimlere odaklanan bir karşılığının da bulunması mantıklı gibi görünüyor tabii ama pratikte nasıl işliyor, o konuda tamamen bilgisizim. Ayrıca kendi lise dönemimde sosyal/edebiyat sınıfında okumuş olsam da üniversite öncesi eğitimde biraz eşit ağırlık taraflısıyımdır - ama belki hayatta da ilgi alanlarımın hayli çeşitli olmasından geliyordur bu kanı.

gelcek hakkında planlarınız nelerdir?

Doğrusu hiçbir zaman geleceğe yönelik ayrıntılı planlar yapan biri olmadım. Yine de klasiğiyle ve yenisiyle güzel kitaplar çevirmek ve manevi açıdan beni tatmin edecek yazılar ve kitaplar yazabilmek gibi "genel bir doğrultu"dan söz edebilirim.

röportajı kabul ettiğiniz için teşekkür ederim.

Rica ederim ne demek...

AHMET FARUK YILDIZ

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye’nin Yeni Starı DAMLA EKMEKÇİOĞLU ile Röportaj

Son zamanlarda sosyal medya platformlarında adından sıkça söz ettiren,kadınlığın Nirvana'sı, güzelliğiyle erkeklerin aklını başından alan,clubların aranan DJ’i. Periscope, instagram, snapchat ve twitter’da oldukça popüler olan, ilk filmi “Türk Lokumu” ile büyük ses getirecek olan, Türkiye’nin yeni starı Damla Ekmekçioğlu hayatını ve yeni projelerini anlattı.

Öncelikle Damla Ekmekçioğlu kimdir? 31 yaşındayım. İstanbul’da doğdum. 2 üniversite bitirdim. Biri Almanya’da diğeri burada. 2008’den beri yine İstanbul’dayım.
Instagram ve periscope da büyük bir hayran kitlen var. İnsanları sana çeken şey ne? Periscope açtığımda fenomen olma gibi bir amacım yoktu ama eğlenceli yayınlarım, samimiyetim ve fiziksel özelliklerim takipçi sayımın artmasına sebep oldu. Bu etkileşim İnstagram’a da yansıdı. Koyduğum resim ve videolar da buna destek olup sayısının artmasına yardımcı oldu.
Bu büyük hayran kitlesinin yanında bir de sana karşı olanlar var. Bunlar kim, nereden çıktı, senin gibi saf ve temiz bir…

Bir Victoria's Secret Fashion Show Dramı

Yeni yıl, yeni umutlar ve en önemlisi de Victoria's secret fashion show.
***
Saat 20.00'den beridir annem ve babamın bir yerlere gitmesini veya erkenden uyumusanı istiyorum. Fakat iki arzum da gerçekleşmiyor. Annem büyük bir mutluluk ve heyecanla yılbaşını beklerken, babam bıyıklarına ve saçına düşecek olası aklardan dolayı geceyi gergin ve mutsuz geçiriyor. Annem birkaç defa dışarı çıkma önerisinde bulunsa da babamın inadı galip geliyor ve önce yemek, ardından tatlı-çay ve son olarak da meyve ile saat 23.00'ü buluyoruz.
***
Gözlerimin altı şişmiş bir biçimde tüm yıl beklediğim victoria's secret ateşi beni sarmış durumda. 10 dakikada bir annem ve babama uykunun önemini anlatan vaazlar veriyorum ve fakat tık yok. Babam koltukta, annem kanepede ve sonunda gözleri üst üste gidiyor derken kanalı değiştirmemle ikisinin gözleri de aynı anda açılıveriyor.
***
"Kaç saniye kaldı lan?"
Bu sözle içimi büyük bir umut kaplıyor. Lan hayır yeni yıldan dolayı değil. Annem i…

GÜNLERİN DÖKTÜRDÜĞÜ

GÜNLERİN DÖKTÜRDÜĞÜ
Bir ev kadınının deşarj olabileceği iki etkinlik vardır:
Birincisi terlik fırlatmak, diğeri ise kısır günlerinde örgüler ve danteller ile dert yanmak.
Günün büyük bir bölümünü evle uğraşarak geçiren bir ev kadını haftanın o malum gününü iple çekmektedir. O malum gün gelince Leopar desenli kuyumcu çantasına konmuş örgü şişleri ve yün ip yumaklarını taşıyan uzun etekli, kendi terliğini kendi taşıyan, oğluna kız arayan, yemek tarifi alıp veren, onu bunu eleştiren dostlarının arasına karışacaktır. Tıpkı bir tarikat gibidir. Kanlı kadeh yoktur belki ama limonlu çay günün en çok tercih edilen içeçeğidir. ***
Güne gitmeyen ev kadınının ilgisini çeken ve hayallerini süsleyen bu etkinlik gergin ilişkiler için bir amtidepresan görevi görür. Yeni geleni yadırgamayan 30 yaş üstü ev kadınları aralarına katılacak olan yeni üyenin ilk kısırına göre nihai kararını verir. Kabul edilirse limonlu çay ikram edilerek kutsanır ve ilk dert yanma gerçekleşir.
***
Ayrıca bu günler büyük …