Ana içeriğe atla

SEVİN OKYAY RÖPORTAJI

Türkiye'nin en önemli çevirmen ve sinema yazarlarından Sevin Okyay ile küçük tatlı bir sohbet gerçekleştirdik.

Sevin Okyay kimdir?

Çevirmenim, dergi yazıları yazıyorum, radyo programı yapıyorum. Çeviriye 1963-64’te, gazeteciliğe 1975 sonunda, sinema yazarlığına 1984’te başladım.

Neden çevirmenlik?

Her zaman lisanla ilgilendiğim, çok önem verdiğim için. Okuduğum güzel kitaplara herkesin erişmesini de istemişimdir belki.
Kariyerinizdeki en önemli kitap hangisi?
Önemli derken, yıllar sonra adımla tanınmamı sağlayan kitap demek istiyorsan, Kutlukhan Kutlu ile birlikte çevirdiğimiz Harry Potter serisi, tabii ki.

Çevirirken en çok zorlandığınız kitap hangisi?

Alberto Manguel ile Gianni Guadalupi’nin ortaklaşa yazdıkları “Dictionary of Imaginary Places / Hayali Yerler Sözlüğü”. Onu da Kutlukhan ile YKY için çevirmiştik, üç buçuk yıl sürdü. Bizi mahvetti, aile mensupları bile sarsıldı. Doğrusu, kendim kaşındım. Bana makul ve kolay bir kitap veriyorlardı. Şöyle uğraşılacak bir şey istedim. Sonunda edebiyattaki hayali yerleri anlatan kitapla yıllarca uğraştık. Oysa Kutlukhan beni uyarmış, bunun haddimizi aşacağını söylemişti. Haklıymış. Gerçi yaptığımız için en iftihar ettiğim çeviridir, o da başka. Ve çok sevdiğim bir kitap.

En sevdiğiniz kitap türü nedir?

Roman ya da kısa hikâye kitabı.

Çevirdiğiniz kitaplar arasında Harry Potter da yer alıyor. Harry Potter'ın yazarı JK Rowling hakkında ne düşünüyorsunuz?

İyi bir yazar olduğunu düşünüyorum. Araştırmacı, edebiyata, eski kültürlere, mitolojiye hakim. Karakter yaratmada başarılı ve engin bir hayalgücü var. Ayrıca, yedi cilt boyunca, asadan çıkan ölülerin sırasındaki hata hariç, her söylediğinin devamını getirdi, hep kendi mantık çizgisini izledi. Bazı cümlelerin anlamını ilk gördüğümüz anda çözemesek bile sonradan, bazen birkaç kitap sonra, ne anlama geldiklerini anladık. Ben o hatayı da bir şekilde açıklayacak diye bekledim ama böyle bir kolaycılığa kaçmadı.

Bugünlere nasıl geldiniz?

Buna insan nasıl cevap verir ki? Bir defa, “Bugünler” derken ne kastettiğini bilemiyorum. İyi-kötü tanınan, emekli olduğu halde hâlâ çalışan, zaten geçinmek için de çalışması gereken biri olmayı kastediyorsan, kolaylıkla diyebilirim. Neyse ki çalışmayı gerçekten çok severim. “Kitap-lık” dergisinin Tembellik sayısına “Çalışmak İyidir” diye yazı yazıp herkesi kendime güldürmüştüm.

 Yazmayı düşündüğünüz bir kitap var mı?

Roman mı? Hayır. Ama hikâye yazabilirim. Çocuk kitabı da. Zaten iki tane var (biri basılmak üzere). Bir de yazılarımı toplarım diye düşünüyorum.

Sosyal bilimler lisesi hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Teorik olarak müthiş olduğunu düşünüyorum. Edebiyatı ve sosyal bilimleri seven çocuklar için cennet olmalı. Fen mezaliminden kurtulmak mümkün oluyor mu?

Çevirmenliğe nasıl başladınız?

Önce arkadaşlar vasıtasıyla bir girişimim oldu ama kitap basılmadı. Sonra Arkın Yayınevi’nin bir duyurusunu gördüm. Yakında bir yerde çalışıyordum. Gittim, bir kitap aldım, çevirdim, verdim, bastılar. Böyle...

İlk çevirdiğiniz kitap hangisi?

İlk çevirdiğim kitap, Georgette Heyer’in şimdi adını unuttuğum, 19’uncu yüzyıl Londra’sında geçen, kahramanı da bir hırsız olan eğlenceli kitabı. Ama o basılmadı, ilk basılan çevirim Arkın Yayınları’ndan çıkan “İnsan Vücudu”. Altmış kitaplık bir seriye dahildi.

Gelecek hakkında planlarınız nelerdir?

Yani, yetmiş iki yaşında olduğumu düşünürsen, haliyle pek uzun soluklu planlar değiller. Ama mümkün oldukça şimdiki gibi devam etmek niyetindeyim: okumak, film izlemek, müzik (ille de caz) dinlemek, İnternet’te dolaşmak, oyun oynamak, işe gitmek, mümkün oldukça da gezinmek...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye’nin Yeni Starı DAMLA EKMEKÇİOĞLU ile Röportaj

Son zamanlarda sosyal medya platformlarında adından sıkça söz ettiren,kadınlığın Nirvana'sı, güzelliğiyle erkeklerin aklını başından alan,clubların aranan DJ’i. Periscope, instagram, snapchat ve twitter’da oldukça popüler olan, ilk filmi “Türk Lokumu” ile büyük ses getirecek olan, Türkiye’nin yeni starı Damla Ekmekçioğlu hayatını ve yeni projelerini anlattı.

Öncelikle Damla Ekmekçioğlu kimdir? 31 yaşındayım. İstanbul’da doğdum. 2 üniversite bitirdim. Biri Almanya’da diğeri burada. 2008’den beri yine İstanbul’dayım.
Instagram ve periscope da büyük bir hayran kitlen var. İnsanları sana çeken şey ne? Periscope açtığımda fenomen olma gibi bir amacım yoktu ama eğlenceli yayınlarım, samimiyetim ve fiziksel özelliklerim takipçi sayımın artmasına sebep oldu. Bu etkileşim İnstagram’a da yansıdı. Koyduğum resim ve videolar da buna destek olup sayısının artmasına yardımcı oldu.
Bu büyük hayran kitlesinin yanında bir de sana karşı olanlar var. Bunlar kim, nereden çıktı, senin gibi saf ve temiz bir…

Bir Victoria's Secret Fashion Show Dramı

Yeni yıl, yeni umutlar ve en önemlisi de Victoria's secret fashion show.
***
Saat 20.00'den beridir annem ve babamın bir yerlere gitmesini veya erkenden uyumusanı istiyorum. Fakat iki arzum da gerçekleşmiyor. Annem büyük bir mutluluk ve heyecanla yılbaşını beklerken, babam bıyıklarına ve saçına düşecek olası aklardan dolayı geceyi gergin ve mutsuz geçiriyor. Annem birkaç defa dışarı çıkma önerisinde bulunsa da babamın inadı galip geliyor ve önce yemek, ardından tatlı-çay ve son olarak da meyve ile saat 23.00'ü buluyoruz.
***
Gözlerimin altı şişmiş bir biçimde tüm yıl beklediğim victoria's secret ateşi beni sarmış durumda. 10 dakikada bir annem ve babama uykunun önemini anlatan vaazlar veriyorum ve fakat tık yok. Babam koltukta, annem kanepede ve sonunda gözleri üst üste gidiyor derken kanalı değiştirmemle ikisinin gözleri de aynı anda açılıveriyor.
***
"Kaç saniye kaldı lan?"
Bu sözle içimi büyük bir umut kaplıyor. Lan hayır yeni yıldan dolayı değil. Annem i…

GÜNLERİN DÖKTÜRDÜĞÜ

GÜNLERİN DÖKTÜRDÜĞÜ
Bir ev kadınının deşarj olabileceği iki etkinlik vardır:
Birincisi terlik fırlatmak, diğeri ise kısır günlerinde örgüler ve danteller ile dert yanmak.
Günün büyük bir bölümünü evle uğraşarak geçiren bir ev kadını haftanın o malum gününü iple çekmektedir. O malum gün gelince Leopar desenli kuyumcu çantasına konmuş örgü şişleri ve yün ip yumaklarını taşıyan uzun etekli, kendi terliğini kendi taşıyan, oğluna kız arayan, yemek tarifi alıp veren, onu bunu eleştiren dostlarının arasına karışacaktır. Tıpkı bir tarikat gibidir. Kanlı kadeh yoktur belki ama limonlu çay günün en çok tercih edilen içeçeğidir. ***
Güne gitmeyen ev kadınının ilgisini çeken ve hayallerini süsleyen bu etkinlik gergin ilişkiler için bir amtidepresan görevi görür. Yeni geleni yadırgamayan 30 yaş üstü ev kadınları aralarına katılacak olan yeni üyenin ilk kısırına göre nihai kararını verir. Kabul edilirse limonlu çay ikram edilerek kutsanır ve ilk dert yanma gerçekleşir.
***
Ayrıca bu günler büyük …