Ana içeriğe atla

Hekim, oyuncu, senarist... Ercan Kesal ile röportaj




Uzun zaman önce Ercan Kesal röportaj teklifimi kabul etmiş, soruları göndermemi istemişti. Sorular çeşitli aksaklıklardan dolayı kendisine ulaşamadı. Ben de 5. TÜYAP Diyarbakır Kitap Fuarı’nda kendisine bir türlü yapamadığımız röportajı yapıp yapamayacağımızı sordum. Kendisi olumlu yanıt verdi. 

Hekimlikten sinemaya geçiş...bir biriyle çok bağlantısız duruyor hikayesini sizden öğrenebilir miyiz?
 Hekimlik mesleğini sürdürüyorum. En azından hastane işletmecisi olarak. Sinema hep yapmak istediğim bir alandı. Hekimlikte yaşadıklarım ve gözlemlerim, senarist ve oyuncu kimliğimi besliyor.

 Oyunculuk kariyerinizde Nuri Bilge Ceylan'ın katkısı çok büyüktür herhalde. Siz ne düşünüyorsunuz?
 Oyuncu olarak ilk deneyimim  “3 Maymun” filmidir. Kuşkusuz beni oyuncu olarak ilk keşfeden ve oynamamı teklif eden Nuri Bilge Ceylan’dır.

 İyi bir yönetmenin oyuncuya katkısı nedir?
 Oyuncuyu oynatan yönetmendir. Katkısı ve belirleyiciliği olağan üstüdür. Sadece oyuncu değil, bir filmdeki tüm unsurlar, yönetmenin düşüne hizmet eder, ona yardımcı olur.

 Senaryo önünüze geldiğinde nelere dikkat edersiniz?
 Senaryoda öyküden, entrikadan daha çok “duyguya” dikkat ederim. Diyalogların sahici olmasında çalışırım. Kahramanların psikolojik derinliklerinin yeterince işlenmesine bakarım.

 Hekimlik, oyunculuk, senaristlik hatta sayamadığım birçok alanınız
var. Hangisi Ercan Kesal'ın ruhuna hitap ediyor?
  Hekimlik, oyunculuk, senaristlik, ya da diğerleri… Hepsi de birbirini besliyor ve birbirinden besleniyor. Ama, tüm bunlara kaynaklık eden şey edebiyattır. Okuduğum ve yazdığım metinler, her şeyin başlangıcını oluşturuyor.

 Türk sinemasının geleceği hakkında düşünceleriniz nelerdir?

 Türkiye sinemasından ve geleceğinden çok ümitliyim. Özellikle genç yönetmenlerin iddia ve heyecanları sinema adına ümit verici.





                                                                                   AHMET FARUK YILDIZ
                                                                                            20.05.2015

twitter: afarukyildiz
instagram: afarukyildiz




Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye’nin Yeni Starı DAMLA EKMEKÇİOĞLU ile Röportaj

Son zamanlarda sosyal medya platformlarında adından sıkça söz ettiren,kadınlığın Nirvana'sı, güzelliğiyle erkeklerin aklını başından alan,clubların aranan DJ’i. Periscope, instagram, snapchat ve twitter’da oldukça popüler olan, ilk filmi “Türk Lokumu” ile büyük ses getirecek olan, Türkiye’nin yeni starı Damla Ekmekçioğlu hayatını ve yeni projelerini anlattı.

Öncelikle Damla Ekmekçioğlu kimdir? 31 yaşındayım. İstanbul’da doğdum. 2 üniversite bitirdim. Biri Almanya’da diğeri burada. 2008’den beri yine İstanbul’dayım.
Instagram ve periscope da büyük bir hayran kitlen var. İnsanları sana çeken şey ne? Periscope açtığımda fenomen olma gibi bir amacım yoktu ama eğlenceli yayınlarım, samimiyetim ve fiziksel özelliklerim takipçi sayımın artmasına sebep oldu. Bu etkileşim İnstagram’a da yansıdı. Koyduğum resim ve videolar da buna destek olup sayısının artmasına yardımcı oldu.
Bu büyük hayran kitlesinin yanında bir de sana karşı olanlar var. Bunlar kim, nereden çıktı, senin gibi saf ve temiz bir…

GÜNLERİN DÖKTÜRDÜĞÜ

GÜNLERİN DÖKTÜRDÜĞÜ
Bir ev kadınının deşarj olabileceği iki etkinlik vardır:
Birincisi terlik fırlatmak, diğeri ise kısır günlerinde örgüler ve danteller ile dert yanmak.
Günün büyük bir bölümünü evle uğraşarak geçiren bir ev kadını haftanın o malum gününü iple çekmektedir. O malum gün gelince Leopar desenli kuyumcu çantasına konmuş örgü şişleri ve yün ip yumaklarını taşıyan uzun etekli, kendi terliğini kendi taşıyan, oğluna kız arayan, yemek tarifi alıp veren, onu bunu eleştiren dostlarının arasına karışacaktır. Tıpkı bir tarikat gibidir. Kanlı kadeh yoktur belki ama limonlu çay günün en çok tercih edilen içeçeğidir. ***
Güne gitmeyen ev kadınının ilgisini çeken ve hayallerini süsleyen bu etkinlik gergin ilişkiler için bir amtidepresan görevi görür. Yeni geleni yadırgamayan 30 yaş üstü ev kadınları aralarına katılacak olan yeni üyenin ilk kısırına göre nihai kararını verir. Kabul edilirse limonlu çay ikram edilerek kutsanır ve ilk dert yanma gerçekleşir.
***
Ayrıca bu günler büyük …

Bavul Mevzuu ve Börek Sarılası Dergiler

Şu an bir koyun sürüsüne katılmış halde "ot"laya "ot"laya farklı "kafa"larda bir "bavul" dolusu dergi ile dolaşıyor, diğer taraftan da instagramda sürekli "kafka okur" halde geziniyor.





Aylardır insanlara bavul, kafa benzerlerinin edebiyattan tamamen uzaklaşıp edebiyat dışında hemen her şeyi dergiye yığdıklarını, "sen oyuncu musun? Ne duruyorsun, dergimizde yazsana!" kafasıyla çıktıklarını anlatıyorum, anlatıyordum. Söyledikleri şeyler genellikle
"Yaaaaa şu kapağın tatlılığına baksanaaaaa!"
"Ayyyyy bu poster çok güzelllllllll!"
"Şu ayraç ne hoooooş!" sığlığındaydı.

Geçen ay Bavul'da bir yazı yayımlandı. Ardından bu yazı sosyal medyada büyük ses getirdi. Tabii bu poster-okurlar başta bu yazının farkında bile değillerdi. Derginin fotoğraflarını çoktan instagrama koymuş, likelar almış, yorumlara kalp kusan göz emojileri atılmıştı. Ah bir de çay(yağmurlu havalarda kahve) var tabii. Eh biraz da okumak …