Ana içeriğe atla

Devrim Kunter ile röportaj

Seyfettin Efendi ve Olağanüstü Maceraları'nın yaratıcısı Devrim Kunter ile kısa bir röportaj gerçekleştirdik. Devrim Kunter'e röportaj teklifimizi geri çevirmediği için teşekkür ederiz.
•Devrim KUNTER kimdir bize kendinizden bahseder misiniz?
Çizgi roman yazmayı, çizmeyi seviyorum. Hatta öyle ki başka bir işle uğraşmak istemiyorum.

•Seyfettin Efendi hikayesi nasıl oluştu?
Zamanla oluştu diyebiliriz. İlk yaratığımda daha mizahi, daha fantastik bir dünyadaki beceriksiz bir hafiyeydi. Sonra mizahi yönlerini daha sonrada fantastik yönlerini çıkarttım. En sonunda tarihi bilim kurgu diyebileceğimiz bu haline geldi.

•Hikayelere yönelik araştırmalar yaptınız mı?
Tabii buna mecbursunuz ama sonuçta illaki hatalar oluyor. Bizim görsel arşivimiz oldukça zayıf o yüzden de bilgiye ulaşamadığımız oluyor. Bir bina o tarihte nasıldı, hangi kısmı sonradan değiştirildi vs. gibi.

•Seyfettin Efendi’yi beyaz perdede görebilecek miyiz?
Şu an için öyle bir şey gözükmüyor, ileride belki.


•Karakterleri yaratırken esinlendiğiniz birileri oldu mu?
Tabii ki, genellikle tek bir kişiden değil ama dönemi yansıtan tarihi karakterlerin toplamının yansıması gibi. Örneğin İsmail’i ele alırsak o dönem olan pehlivanlarımız akla gelir, yurt dışında da bunun karşılığı “strong man” tabir edilen sirklerde kuvvet gösterisi yapan kişiler var.

•Casus Esat karakteri nasıl ortaya çıktı?
Teşkilat ve gizli işler söz konusu olunca ekipte bir casus bulunması gerekliydi. İlk başta Famme Fatal diyebileceğimiz türde bir kadın düşünmüştüm fakat sonra fazla klişe olacağına karar verip erkek olmasına karar verdim. Tabii o dönemlerde bizdeki en önemli casuslardan biri İngiliz Kemal var. Esat biraz ona göndermeyle doğdu.

•Sıkı bir polisiye edebiyat okuyucusu musunuz?
Şimdilerde değil ama gençliğimde bilhassa dedektif romanlarının altın çağı denilen döneme ait oldukça fazla kitap okumuştum.

•Takip ettiğiniz Türk veya yabancı yazarlar var mı?
Tabii var, Alan Moore ve Giancalo Berardi’nin işlerini merakla takip ederim. Yerli yazar olarak bu aralar daha çok bilim kurgu, fantastik kurgu ya da korku yazan yazarları takip ediyorum.

•Takip ettiğiniz Türk veya yabancı çizerler var mı?
Simon Bisley ve Mike Mignola’yı takip ederim. Yerlilerden daha çok genç çizerleri takip etmeye çalışıyorum. İsmi çok fazla duyulmamış genç, yetenekli bir sürü insan var.

•Türkiye’de çizgilerini çok beğendiğiniz çizerler var mı?
Aslında bizim evvelden beri çok iyi çizerlerimiz var, tek tek isim vermek zor. Örnek verecek olursak eski kuşaktan Ersin Burak mesela 2007 civarı Volto Nascosto çizdi, çok iyi çizgi romancıdır. Gençlerden Özgür Yıldırım, Kick Ass’ten bildiğimiz Hit-Girl’ü çizecek içinde bulunduğumuz yıl.

•Bir gününüz nasıl geçiyor? Zamanınızın ne kadarını çizime ayırıyorsunuz?
Çizim için çalıştığım günlerde sekiz saat, bazen on, on iki saate kadar çıkabiliyor. Bazen fazla ara verirsem bu disiplini kaybediyorum tabii.

•Seyfettin Efendi üzerine yeni/farklı çalışmalar var mı?
Şimdilik yok, Olağanüstü Maceralar ve Esrarengiz Hikayeler diye devam edeceğiz. Esrarengiz Hikayeler biraz ağır gidiyor. Yılda bir çıkartmayı düşünüyordum ama görünen o ki iki yılda bir çıkartacağız.

•“Seyfettin Efendi ve Olağanüstü Maceraları” dışında herhangi bir projeniz var mı?
Şimdilerde yeni bir çizgi roman dergisiyle uğraşıyoruz: Yabani. Biraz önce yerli yazar, çizerler sorusuyla ilgili olarak cevap verirsem bu dergide bu yeni yazar ve çizerleri görme şansınız olacak. Aylık, bilim kurgu, fantastik kurgu ve korku çizgi romanları ve hikayeleri barındıran bir format düşünüyoruz.

•Çocukluğunuzdan bugüne kadar beyninizde ve gönlünüzde yer edinmiş bir çizgi roman ve çizgi roman karakteri var mı?

Tekrar dönüp bakınca Ken Parker, Martin Mystere ve Örümcek Adam sevdiğim çizgi roman kahramanlarıdır diyebilirim.

•Amatörlere ne gibi önerilerde bulunursunuz?
Bol bol üretsinler ve ürettiklerini paylaşsınlar. İlk akla gelen fikirler genellikle iyi değildir, yaptıklarını değiştirmekten korkmasınlar.

•Röportajı kabul ettiğiniz için teşekkürler.

Ben teşekkür ederim.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye’nin Yeni Starı DAMLA EKMEKÇİOĞLU ile Röportaj

Son zamanlarda sosyal medya platformlarında adından sıkça söz ettiren,kadınlığın Nirvana'sı, güzelliğiyle erkeklerin aklını başından alan,clubların aranan DJ’i. Periscope, instagram, snapchat ve twitter’da oldukça popüler olan, ilk filmi “Türk Lokumu” ile büyük ses getirecek olan, Türkiye’nin yeni starı Damla Ekmekçioğlu hayatını ve yeni projelerini anlattı.

Öncelikle Damla Ekmekçioğlu kimdir? 31 yaşındayım. İstanbul’da doğdum. 2 üniversite bitirdim. Biri Almanya’da diğeri burada. 2008’den beri yine İstanbul’dayım.
Instagram ve periscope da büyük bir hayran kitlen var. İnsanları sana çeken şey ne? Periscope açtığımda fenomen olma gibi bir amacım yoktu ama eğlenceli yayınlarım, samimiyetim ve fiziksel özelliklerim takipçi sayımın artmasına sebep oldu. Bu etkileşim İnstagram’a da yansıdı. Koyduğum resim ve videolar da buna destek olup sayısının artmasına yardımcı oldu.
Bu büyük hayran kitlesinin yanında bir de sana karşı olanlar var. Bunlar kim, nereden çıktı, senin gibi saf ve temiz bir…

Bir Victoria's Secret Fashion Show Dramı

Yeni yıl, yeni umutlar ve en önemlisi de Victoria's secret fashion show.
***
Saat 20.00'den beridir annem ve babamın bir yerlere gitmesini veya erkenden uyumusanı istiyorum. Fakat iki arzum da gerçekleşmiyor. Annem büyük bir mutluluk ve heyecanla yılbaşını beklerken, babam bıyıklarına ve saçına düşecek olası aklardan dolayı geceyi gergin ve mutsuz geçiriyor. Annem birkaç defa dışarı çıkma önerisinde bulunsa da babamın inadı galip geliyor ve önce yemek, ardından tatlı-çay ve son olarak da meyve ile saat 23.00'ü buluyoruz.
***
Gözlerimin altı şişmiş bir biçimde tüm yıl beklediğim victoria's secret ateşi beni sarmış durumda. 10 dakikada bir annem ve babama uykunun önemini anlatan vaazlar veriyorum ve fakat tık yok. Babam koltukta, annem kanepede ve sonunda gözleri üst üste gidiyor derken kanalı değiştirmemle ikisinin gözleri de aynı anda açılıveriyor.
***
"Kaç saniye kaldı lan?"
Bu sözle içimi büyük bir umut kaplıyor. Lan hayır yeni yıldan dolayı değil. Annem i…

GÜNLERİN DÖKTÜRDÜĞÜ

GÜNLERİN DÖKTÜRDÜĞÜ
Bir ev kadınının deşarj olabileceği iki etkinlik vardır:
Birincisi terlik fırlatmak, diğeri ise kısır günlerinde örgüler ve danteller ile dert yanmak.
Günün büyük bir bölümünü evle uğraşarak geçiren bir ev kadını haftanın o malum gününü iple çekmektedir. O malum gün gelince Leopar desenli kuyumcu çantasına konmuş örgü şişleri ve yün ip yumaklarını taşıyan uzun etekli, kendi terliğini kendi taşıyan, oğluna kız arayan, yemek tarifi alıp veren, onu bunu eleştiren dostlarının arasına karışacaktır. Tıpkı bir tarikat gibidir. Kanlı kadeh yoktur belki ama limonlu çay günün en çok tercih edilen içeçeğidir. ***
Güne gitmeyen ev kadınının ilgisini çeken ve hayallerini süsleyen bu etkinlik gergin ilişkiler için bir amtidepresan görevi görür. Yeni geleni yadırgamayan 30 yaş üstü ev kadınları aralarına katılacak olan yeni üyenin ilk kısırına göre nihai kararını verir. Kabul edilirse limonlu çay ikram edilerek kutsanır ve ilk dert yanma gerçekleşir.
***
Ayrıca bu günler büyük …