Ana içeriğe atla

BİR METİN ÇAKIR POLİSİYESİ


yıldız cinayetleri ile ilgili görsel sonucuMart ayında vizyona giren Armağan Tunaboylu'nun ilk kitabından uyarlanan Şeytan Tüyü filmiyle yeni baskısı yapılan Yıldız Cinayetleri'nden geçtiğimiz günlerde bir tane edindim ve bir çırpıda bitirdim.
Kitap diğer polisiye romanların aksine çok renkli karakterlerle dolu ve karakterleri sevmeseniz bile kendinizi rahatlıkla onun yerine koyabileceğiniz bir kitap. bu kadar hızlı ve aşkla okumamın sebebi de bu olsa gerek.
Metin Çakır pezevenkliği bırakmış, yeni bir hayata başlayacakken üzerine yığılan cinayetlerden kurtulma çabalarını ve ne kadar amatör olsa da Amerikan, İngiliz ve Türk polisiyelerinde bulunan profesyonellikleri, psikopatlıkları ve kasvetli havalarıyla nam salmış dedektiflerden daha hızlı ve daha içten olduğunu görüyoruz.
Metin Çakır tam olarak içimizden biri olduğu için pek yabancı değiliz bu karaktere. Türkiye'de polisiye romanlarda sık sık rastladığımız amerikanvari polis ve dedektiflerden değil. daha olağan ve daha gerçekçi bir hikayesi olan Metin Ağbimizi sevmemiz için büyük bir neden.
kitabın sonundaki argo sözlüğü ise kitabı okurken baya işinize yarayacak.

Armağan Tunaboylu Kimdir? 

1962 yılında Eskişehir'de doğdu. Ortaokul ve liseyi İstanbul'da okuduktan sonra İzmir'de Sinema-TV öğrenimi gördü. Okulun ardından İstanbul'a dönerek kısa bir süre gazetecilik yaptı. Daha sonra çeşitli televizyon şirketlerinde ve dizilerde görev aldı. Yıllardır polisiyeye olan merakı sonunda Bir Metin Çakır Polisiyesi olarak kitaplaştı.


Peki Metin Çakır Kimdir?

"Hercule Poirot kadar zeki, Sherlock Holmes kadar dikkatli, Mike Hammer kadar çapkın, James Bond kadar yakışıklı, Philip Marlowe kadar pervasız...
Yok canım, nerdee! O, tarihin en ahlaksız, sahtekâr, korkak, yalancı, maço vb karaktersiz karakteri. Ama insan gene de onu sevmeden edemiyor." Kitap tanıtım bülteninden.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye’nin Yeni Starı DAMLA EKMEKÇİOĞLU ile Röportaj

Son zamanlarda sosyal medya platformlarında adından sıkça söz ettiren,kadınlığın Nirvana'sı, güzelliğiyle erkeklerin aklını başından alan,clubların aranan DJ’i. Periscope, instagram, snapchat ve twitter’da oldukça popüler olan, ilk filmi “Türk Lokumu” ile büyük ses getirecek olan, Türkiye’nin yeni starı Damla Ekmekçioğlu hayatını ve yeni projelerini anlattı.

Öncelikle Damla Ekmekçioğlu kimdir? 31 yaşındayım. İstanbul’da doğdum. 2 üniversite bitirdim. Biri Almanya’da diğeri burada. 2008’den beri yine İstanbul’dayım.
Instagram ve periscope da büyük bir hayran kitlen var. İnsanları sana çeken şey ne? Periscope açtığımda fenomen olma gibi bir amacım yoktu ama eğlenceli yayınlarım, samimiyetim ve fiziksel özelliklerim takipçi sayımın artmasına sebep oldu. Bu etkileşim İnstagram’a da yansıdı. Koyduğum resim ve videolar da buna destek olup sayısının artmasına yardımcı oldu.
Bu büyük hayran kitlesinin yanında bir de sana karşı olanlar var. Bunlar kim, nereden çıktı, senin gibi saf ve temiz bir…

GÜNLERİN DÖKTÜRDÜĞÜ

GÜNLERİN DÖKTÜRDÜĞÜ
Bir ev kadınının deşarj olabileceği iki etkinlik vardır:
Birincisi terlik fırlatmak, diğeri ise kısır günlerinde örgüler ve danteller ile dert yanmak.
Günün büyük bir bölümünü evle uğraşarak geçiren bir ev kadını haftanın o malum gününü iple çekmektedir. O malum gün gelince Leopar desenli kuyumcu çantasına konmuş örgü şişleri ve yün ip yumaklarını taşıyan uzun etekli, kendi terliğini kendi taşıyan, oğluna kız arayan, yemek tarifi alıp veren, onu bunu eleştiren dostlarının arasına karışacaktır. Tıpkı bir tarikat gibidir. Kanlı kadeh yoktur belki ama limonlu çay günün en çok tercih edilen içeçeğidir. ***
Güne gitmeyen ev kadınının ilgisini çeken ve hayallerini süsleyen bu etkinlik gergin ilişkiler için bir amtidepresan görevi görür. Yeni geleni yadırgamayan 30 yaş üstü ev kadınları aralarına katılacak olan yeni üyenin ilk kısırına göre nihai kararını verir. Kabul edilirse limonlu çay ikram edilerek kutsanır ve ilk dert yanma gerçekleşir.
***
Ayrıca bu günler büyük …

Bavul Mevzuu ve Börek Sarılası Dergiler

Şu an bir koyun sürüsüne katılmış halde "ot"laya "ot"laya farklı "kafa"larda bir "bavul" dolusu dergi ile dolaşıyor, diğer taraftan da instagramda sürekli "kafka okur" halde geziniyor.





Aylardır insanlara bavul, kafa benzerlerinin edebiyattan tamamen uzaklaşıp edebiyat dışında hemen her şeyi dergiye yığdıklarını, "sen oyuncu musun? Ne duruyorsun, dergimizde yazsana!" kafasıyla çıktıklarını anlatıyorum, anlatıyordum. Söyledikleri şeyler genellikle
"Yaaaaa şu kapağın tatlılığına baksanaaaaa!"
"Ayyyyy bu poster çok güzelllllllll!"
"Şu ayraç ne hoooooş!" sığlığındaydı.

Geçen ay Bavul'da bir yazı yayımlandı. Ardından bu yazı sosyal medyada büyük ses getirdi. Tabii bu poster-okurlar başta bu yazının farkında bile değillerdi. Derginin fotoğraflarını çoktan instagrama koymuş, likelar almış, yorumlara kalp kusan göz emojileri atılmıştı. Ah bir de çay(yağmurlu havalarda kahve) var tabii. Eh biraz da okumak …